Akira Kurosava kimdir ? Ve hayat felsefesi.

    0
    82
    sinemakro.com sinema yazıları
    arama reklamı

    1910 yılında tokyoda dünyaya gelen Kurosawa ,geniş bir ailede büyüdü. Ağabeyi sessiz sinema döneminde ”benşi ” ismindeki film yorumcularından biriydi .Bu durum kurosawa’nın genç yaşında sinemayla yakından ilişki kurmasını sağladı.

    Kurosawa Japon sinemasının 2.dünya savaşı öncesinin önemli yönetmenlerinden eisuke takizawa ,kajiro yamamoto ve mikio naruse’ ya asistanlık yaparak sinema sektörüne girdi. Gelişiminde en etkili isim kajiro yamamoto oldu. Yönetmen yardımcısı olarak çalıştığı 24 filmden 17sinde yamamatonun yardımcılığını yaptı .1943 yılında ilk yönetmenlik denemesi olan sanjiro sugata’yı çekti. 1944 yılında ‘’the most beautiful‘’,1945 te ‘’the man who tread on the tiger’s tail ‘’ ,1946 da ‘’no regrets for our youth’’ filmlerini yönetti. 1950 yılında çektiği raşoman filmiyle Japon sinemasına uluslar arası arenada başarı sağladı. Venedik film festivalinde en iyi film ödülünü aldı. Raşoman savaş yıkıntıları arasında kendini toparlamaya çalışan Japon toplumuna bir kurosawa armağanıydı.1951 yılında Dostoyevski’nin budala romanından uyarladığı ‘’The idiot’’u , 1952 yılında ikiru’yu çekti. 1954’te ise bir sinema şahaseri sayılan ‘’seven samurai’’ filmiyle yeteneğinin zirvesinde olduğunu gösterdi. Oldukça iyi çekilmiş sahneleriyle ve kusursuz oyunculukla dünya sinemasının sayılı filmlerinden biri olan Batı ve Hollywood sinemasını da etkiledi.

    sinemakro.com

    Bir çok ülkeden teklifler alan yönetmen 60’ların sonunda Hollywood’a giderek tora tora isimli 2. Dünya savasında Japon ve ABD kuvvetlerini anlatan bir filme başladı. Ancak Hollywood şartlarında çalışamayacağını anlayan yönetmen kısa sürede ülkesine döndü. Film daha sonra Richard fleiche’ın liderliğindeki bir ekip tarafından tamamlandı.

    Abd dönüşü başarısız bir intihara kalkışan yönetmen daha sonra kendini toparladı. Bazı kaynaklar intiharında film çekecek parayı bulamamasından kaynaklandığını göstermektedir.1973 yılında Sovyet film stüdyosu mosfilm, yönetmene birlikte çalışma teklifinde bulundu.Yapılan görüşmelerde kurosawa , rus kaşif Vladimir arsenyev’in otobiyografik eseri dersu uzala’yı sinemaya uyarlamayı teklif etti.1973 yılının sonunda 63 yaşındaki kurosawa yanında 4 yardımcı yönetmen alarak Sovyet birliğine gitti. İki yıla yakın bu ülkede kalarak dersu uzalayı çekti. Film doğa ile uyum içindeki bir avcıyı anlatıyordu.1975 yılında biten ”dersu uzala” moskova uluslar arası film festivalinde altın küre ödülünü kazandı.1976 yılında en iyi yabancı film dalında Oscar alarak yönetmenin kariyerinde önemli bir yere oturdu.Sovyetlerin uluslararası imajı açısından da oldukça başarılı bir proje olmuştu.

    sinemakro.com

    Ülkesine dönen yönetmen 1985 yılında Shakespeare’in kral lear oyunundan uyarladığı ran filmini çekerek sinema tarihinin sayılı yönetmenlerinden biri olduğunu bir kez daha göstermiştir. Kusursuz görüntüler ve oyunculuklarla göz dolduran film 4 dalda Oscar ödülü aldı .1991 yılında çektiği son filminden bir önce ki filmi olan rhapsody in augus’ta atom bombasını unutmuş, Amerikan hayranı yeni Japon gençliğini eleştiriyordu.kurosawa 6 eylül 1998’de 88 yaşındayken tokyoda felç geçirerek hayatına gözlerini yummuştur.Geride çekmediği senaryolar bırakmıştır. Bunlardan biri olan ‘’after the rain’’ filmi takashi koizumi tarafından 1999’da çekildi. Bir diğeri kei kumai tarafıdan yönetilen ‘’ The sea is watching’’ filmi ise 2002’de izleyiciyle buluştu.

    sinemakro.com
    sinema yazıları

    Kökün Yeşerip Bir Ağaç Olmasını “Senaryo“, Çiçeklenip Meyve Vermesini İse “Yönetmen” Sağlar
    Bana bir prodüktör ya da bir film şirketi tarafından dikte edilen hiçbir filmi yönetmedim. Benim filmlerim, belirli zamanlarda, belirli yerlerde kendi düşüncelerimden filizlenir. Bence bütün filmlerin kökünde bir şeyi içgüdüsel olarak açıklama isteği vardır. Bu kökün yeşerip bir ağaç olmasını senaryo, çiçeklenip meyve vermesini ise yönetmen sağlar.
    Bir yönetmen; oyuncuların yönlendirilmesi, kamera, seslendirme, dekor, müzik, montaj ve dublaj aşamalarının tamamından sorumludur. Bunlar ayrı ayrı uzmanlık alanları olarak görünse bile bağımsız değillerdir. Sonunda bütün bu fonksiyonlar yönetmenin elinde toplanır.

    7 samuray filminden

    Büyük Senaryoları Okuyup, Büyük Yönetmenlerin Teorilerine Kulak Vermelisiniz
    Bir senaryo yazmaya başladığımda filmimin yapısını düşünmem. Japonya’da genellikle sahneler bölüm bölüm çekiliyor. Önce birini sonra ötekini çekerler. Bense birinci sahneyi yazarım, kendimi düş gücüne bırakıveririm. Sahne büyür ve gelişir.
    İyi bir senaryo yazabilmek için büyük yazarların roman ve oyunlarını okumak gerekir. Bunların neden büyük olduklarını düşünmeniz senaryo yazmanızda yararlı olacaktır. Okurken duygularınız yoğunlaştığında durup, bunun nedenini düşünmelisiniz. İsim yapmış filmleri izlemek de yararlı olacaktır. Büyük senaryoları okuyup, büyük yönetmenlerin teorilerine kulak vermelisiniz.

    ran filminden

    Amacınız Bir Film Yönetmeni Olmaksa, Önce Senaryo Konusunda Bir Uzman Olmalısınız
    İyi bir yönetmen, iyi bir senaryoyla başyapıtlar üretebilir. Aynı senaryo ile vasat bir yönetmen ancak sıradan bir film yapabilir. Fakat kötü bir senaryo ile, çok iyi bir yönetmen bile iyi bir film yapamaz. İyi bir senaryonun yapısı değişik tempolarda üç veya dört bölüm gerektiren senfonilere benzer.
    Boş bir bellekle hiçbir şey yapmak olası değildir. Bunun için çok genç yaştan itibaren okuduğum kitaplarla ilgili notlar aldığım defterlerim var. Her kitap için kendi düşüncelerimi ve hangi bölümlerin beni neden etkilediklerini yazarım. Bu defterlerden yığınla birikmiştir. Yeni bir senaryo yazacağım zaman onları gözden geçiririm. Bir yerlerde mutlaka bir başlangıç yapacak bir düşünceye rastlarım. Hatta bazen tek satırlık diyaloglar için bile bu defterlerden yararlanırım.
    En iyi senaryolar, açıklama bölümü en az olan senaryolardır. Senaryo yazarken zaten kendisini anlatan bölümlere açıklamalar eklemek, düşünebileceğiniz en tehlikeli tuzaktır. Herhangi bir noktada bir karakterin psikolojik durumunu açıklamak çok kolaydır ama bir sorunu açıklamalarla değil de ince nüanslar ve diyaloglarla örmeye çalışmak güçtür. Ancak güç olması, olanaksız olduğunu göstermez.
    ”dersu uzala” filminden

    Kamera Adım Adım Oyuncuyu Takip Etmeli
    Birçokları oyuncuların hareketini zoom ile takip etmeyi yeğler. Bu konudaki en doğal yaklaşım, oyuncu hareket ederken kamerayı da aynı hızla oyuncu ile birlikte hareket ettirmek olmalıdır. Oysa çoğu zaman oyuncu hareket ederken kamera bekler ve sonra zoom ile oyuncuya yaklaşır. Bunun büyük bir hata olduğunu söyleyebilirim. Kamera adım adım oyuncuyu takip etmeli ve oyuncu durunca kendisi de durmalıdır. Bu kuralın uygulanmadığı zamanlarda izleyiciler, kameranın farkına varacaktır.
    Ben çoğu zaman bir sahnenin çekiminde birden fazla kamera kullanırım. Bu alışkanlığım “Seven Samurai” (Yedi Samuray) filminin çekimi sırasında başlamıştı. Çünkü eşkıyaların bardaktan boşalırcasına bir yağmur altında köye saldırdıkları sırada, sahnede neler olacağını anlamak olası değildir. Geleneksel yöntemlere göre tek kamera ile kare kare çekmeye kalksaydım, aynı hareketin tekrar olup olmayacağını garanti edemezdim.

    Çok Hüzünlü Bir Sahneye Neşeli Bir Şarkı Eklenirse, Hüzün Olağanüstü Bir Güç Kazanır
    Bana göre film, her şeyden önce görüntülerin ve sesin sentezidir. Benim için en heyecanlandırıcı olan, gerçekten ürperdiğim an; sesi eklediğim andır. Şüphesiz sesi geçirmeden önce sahnenin şu ya da bu sesle meydana getireceği etkiyi tartar, tasarlarım. Ama sesin bütün tahminlerimi aştığı, bir sahnenin etkisini iki katına çıkardığı da olur. İşte o anda ürperirim, çünkü beni özellikle ilgilendiren müzik değil, somut ve gerçek seslerdir. Örneğin; çok hüzünlü bir sahneye neşeli bir şarkı eklenirse, hüzün olağanüstü bir güç kazanır.
    Bir film yönetmeye başladığım andan itibaren, filmin sadece müziğini değil, ses efektlerini de düşünmeye başlarım. Çekimlere başlamadan nerede, nasıl bir müzik ya da ses efekti istediğimi planlarım. “Seven Samurai” ve “Yojimbo” gibi filmlerimde her karakter için ya da karakter grubu için ayrı müzikler denemiştim.
    Hayaka Fumio, benim filmlerimde müzik yönetmeni ve besteci olarak çalışmaya başladıktan sonra bendeki müzik yaklaşımı hayli değişti. O güne kadar müziği sadece bir aksesuar olarak düşünürdüm. Örneğin, acıklı sahnelerde hüzünlü bir şeyler çalmak gibi. Ne yazık ki yönetmenlerin müziğe yaklaşımları çoğunlukla böyledir. Fakat bu, hiçbir zaman yeterli bir yaklaşım değildir. Drunken Angel filmimden itibaren müziği daha etkili şekilde kullanmaya karar verdim.

    sinemakro.com

    Bütün Çabalarınıza Karşın Çekim İlginç Olmamışsa Fazla Üzülmeye Gerek Yoktur
    İyi bir montaj yapabilmenin en önemli koşulu, montajı yapacağınız filme objektif bir gözle bakabilmektir. O çekimi yaparken ne büyük çabalar harcadığınızı izleyici hiçbir zaman bilemez. Bütün çabalarınıza karşın çekim ilginç olmamışsa fazla üzülmeye gerek yoktur. Bu sahneyi bütün coşkularla çekmiş olabilirsiniz ama aynı coşkuları filmi izlerken göremiyorsanız yapılabilecek tek şey, objektif bir göz ile bakarak bütün harcadığınız çabaları ve çekim sırasındaki coşkuyu unutup bu sahneyi çıkarmaktır.
    Montaj çok ilginç bir çalışmadır. Çekimler bittikten sonra elimdeki ham malzemeyi ekibime nadiren gösteririm. Aksine her gün çekim çalışmalarından sonra montaj odasına girer, üç saat kurgucu ile oturup ortaya bir taslak çıkartır ve ancak bu taslağı ekibe izletirim. Bu şekilde taslakla çalışma şevkimi kamçılamak mümkün. Bazen neyi neden çektiklerinin farkında değillerdir ya da özel bir çekim için neden on gün harcadıklarını bilmezler. Büyük emekler vererek çektikleri filmleri, montajı bitirip her şeyi yerli yerine oturduktan sonra izlemeleri, büyük bir coşku seline neden olacaktır.

    Not: Dünya yönetmenlerinden sinema dersleri kitabından alıntı yapılmıştır.

    Leave your vote

    0 points
    Upvote Downvote

    Comments

    0 comments

    CEVAP VER

    Lütfen yorumunuzu giriniz!
    Lütfen isminizi buraya giriniz