Charlie Chaplin ve sineması

    0
    204
    charlie chaplin
    arama reklamı

    Amerikan yapımı sessiz filmlerde canlandırdığı acınacak halde ama aynı zamanda komik küçük serseri (Şarlo/Charlot) karakteriyle dünya çapında ün kazandı. 1914’te oynadığı ilk filmini izleyen iki yıl içinde ABD’nin en tanınmış kişilerinden biri olmuştur. 1920’lerin başlarına gelindiğinde filmlerinin sağladığı gelirlerin yüksekliği karşısında hiçbiri istediği ücreti ödeyemez hâle gelmiş bu nedenle de ancak yapımcılığını kendisinin üstlendiği filmlerde rol almıştır.

    charlie chaplin

    1920’lerin sonlarında sesli sinemaya geçilmesinden sonra yalnızca birkaç filmde görünmekle yetinmesine karşın, ilk dönem filmlerinin sinema klasikleri olarak değerlendirilmesi ve yeni izleyici kitlelerince de ilgi görmesi nedeniyle ününü hemen hiç yitirmemiştir. Uzun metrajlı büyük komedi filmleri arasında The Kid (1921;Yumurcak), The Gold Rush (1925; Altına Hücum), City Lights (1931; Şehir Işıkları), Modern Times (1936; Asri Zamanlar) ve The Great Dictator (1940; Şarlo Diktatör) sayılabilir.

    İngiliz sinema oyuncusu ve yönetmeni Charlie Chaplin (asıl adı Charles Spencer Chaplin), 16 Nisan 1889’da İngiltere’nin başkenti Londra’da dünyaya geldi. 25 Aralık 1977’de İsviçre’de öldü. Her ikisi de müzikhol oyuncusu olan annesi ve babasından küçük yaşta şarkı söyleyip dans etmesini öğrenmiştir. İlk kez sekiz yaşındayken, bir klog dansı gösterisi olan “Eight Lancashire Lads” (Sekiz Lancashire’lı Delikanlı) ile sahneye çıktı. Babasının bundan kısa bir süre sonra ölmesi, annesinin de sık sık akıl hastanesine girip çıkması yüzünden Chaplin’in çocukluk yılları, yatılı okul ve yetimhanelerde sıkıntıyla geçti. Bu dönemde bazen geçici sahne işleri buldu, bazen de sokaklarda yaşamak zorunda kaldı.

    On yedi yaşındayken, üvey ağabeyi Sydney, kendi çalıştığı ve çeşitli danslar, oyunlar, komedi programları sunan “Fred Karno Vodvil” topluluğunda ona iş buldu. 1913’e kadar Karno’yla çalışarak sayısız müzikhol skeçinde oynadı. Keystone’un tek makaralık “slapstick” filmleri yapımcısı Mack Sennett, Chaplin’i Karno turnesi sırasında New York’tayken fark etmişti. Chaplin Aralık 1913’te 150 dolar haftalıkla sinema yaşamına adım attı ve bir daha da sahneye dönmedi.

    charlie chaplin

    Chaplin, melon şapka, dar bir frak ceketi, bol pantolon, büyük ayakkabılar, bıyık ve bastondan oluşan ünlü görünümünü ikinci filmi olan “Kid Auto Races at Venic’te” (1914,Venedik’te Ufaklıklar Oto Yarışları) yarattı. Kısa bir süre sonra Chaplin’in kendi filmlerini yönetmesine izin verildi, ücreti de gitgide astronomik rakamlara ulaştı. O dönemin yıldızları Mary Pickford, Douglas Fairbanks ve ünlü yönetmen D. W. Griffith ile her birinin kendi filmlerinin dağıtımını bağımsızca yürütmesi koşuluyla, “United Artists”i kurdu. First National ile olan sözleşmesi The Pilgrim (1923; Şarlo Hacı) filmiyle sona erdikten sonra, 1966’da Universal için yaptığı “A Countess From Hong Kong”a (Hong Kong’lu Kontes) değin filmlerini yalnızca kendi şirketi adına çekti.

    Chaplin’in bu hızlı yükselişi bir ölçüde filmlerinin pazarlamasında, konularından çok filmde oynayanların önemli olduğu yıldız sisteminin gelişmesinden kaynaklanıyordu. Aslında Pickford, Fairbanks ve başkalarıyla birlikte Chaplin’in perdedeki kişiliğinin halk tarafından büyük bir coşkuyla kabul görmesi de, bu sistemin yerleşmesinde oldukça etkili oldu.

    Chaplin The Tramp’te (1915; Şarlo Serseri), yarattığı küçük serseri tipini yalnızca eğlendirici değil, aynı zamanda sevimli de kılabilmek amacıyla, sempatikliğinin de altını çizmeye başladı. Kendi filmlerinin hem yıldızı, hem yönetmeni, hem de yazarı olduğu için, Şarlo karekterinin içerdiği anlamları irdelemekte önemli bir konumdaydı. Bir eleştirmenin “zenginlerin bakış açısından çizilmiş bir yoksul tipi” olarak tanımladığı, Chaplin’in “küçük adam” dediği Şarlo tipi filmlerle birlikte gelişti.

    charlie chaplin

    Siyasal tavrına yöneltilen saldırıda, hiçbir zaman ABD vatandaşlığına geçmemiş olmasının payı da vardır. Mavi Sakal öyküsünün iğneleyici bir uyarlaması olan “Monsieur Verdoux” (1947), pek çok çevrenin yanı sıra Amerikan ordusunu da oldukça sinirlendirdi. ABD hükümetinin vergi borcu için sıkıştırması, ayrıca bazı politikacı ve köşe yazarlarının, yıkıcı etkinliklerle ilişkisi olduğunu ileri sürmeleri üzerine Chaplin, 1952’de ülkeyi terk etti. Geri dönüş hakkının ABD Adalet Bakanlığı’nca soruşturulacağını öğrenince 1953’te Cenevre’de bu haktan vazgeçtiğini açıkladı.

    Bundan sonra ailesiyle birlikte İsviçre’de Vevey yakınlarında yaşamaya başladı. 1957’de Londra’da yaptığı, “A King in New York” (New York’ta Bir Kral), Amerika’ya Karşı Etkinlikleri Soruşturma Komitesi’ne, anlamsız televizyon reklamlarına ve Amerikan tarzı yaşamın başka yanlarına yönelik eleştirilerle dolu bir komediydi. Film, Chaplin’in özellikle reddettiği komünizm yanlılığı suçlamalarının artmasına yol açtı. 1966’da başrollerini Marlon Brando ve Sophia Loren’in oynadığı, kendisinin de hem senaryosunu yazdığı hem de küçük bir rolde göründüğü‚ A Countess from Hong Kong’u (Hong Konglu Kontes) çekti. 1972’de kendisine verilen özel Oscar ödülünü almak üzere ABD’ye gitti.

    Paylaşım :Milli Eğitim Bakanlığı tarafından geliştirilen modülden alıntı yapılmıştır

    Leave your vote

    0 points
    Upvote Downvote

    Comments

    0 comments

    CEVAP VER

    Lütfen yorumunuzu giriniz!
    Lütfen isminizi buraya giriniz