Pk film çözümleme ve eleştirisi.

    0
    78
    arama reklamı

    FİLMİN ADI: PEEKAY(PK)

    YÖNETMEN: RAJKUMAR HİRANİ

    SÜRE:2SAAT 32 DK

    ÜLKE: HİNDİSTAN

    YAYIN TARİHİ :18 ARALIK 2014

    TÜR: KOMEDİ, DRAM, GİZEM, ROMANTİK

    BAŞROL OYUNCUSU: AAMİR KHAN

     

         Giriş

    Her yıl, Hint film endüstrisi dünyanın en yüksek sayıdaki filmlerini üretiyor ve aynı zamanda bilet satışlarında da en üst sırada yer alıyor Yüzyıllardır devam eden tanrı olgusunun karmaşasını, hiçbir dine hakaret etmeden ince bir çizgi doğrultusunda eleştirel bir biçimde anlatan film olduğu için, ayrıca günümüzün sorunlarına da hassasiyetle değindiği için bu filmi ele almış bulunmaktayım. Doğru ve yanlışın ne olduğunu bilmeden, öğrenmeden hiçbir şeye körü körüne inanmamız gerektiğini savunan bu film, bir yandan da kültür, dil, ırk kavramlarının insanlar üzerindeki ön yargılarını da yıkıp, gerçeği sorgulamaya iter.

     

                                                    Filmin konusu

    Film Hindistan’ın Rajasthan bölgesine, dumanlar içindeki uzay gemisinin inmesiyle başlar. PK dünyayı araştırmak için çırılçıplak olarak gelir bu sırada uzay gemisini geri çağırmak için kullanacağı kumandayı çaldırır. Hırsızın peşinden gider fakat yakalayamaz sadece radyosunu (kaset kaydedicisi) alır. Kumandaya tekrar ulaşmak için aramaya koyulur .PK dünyanın ne dilini bilir ne de bir arkadaşı vardır. Tek bir şeyi düşünür kumandası olmadan evine nasıl gideceğini. Devamında Belçika’nın bruges şehrinde jaggu adında Hintli bir kız sarfaraz adında Pakistanlı bir gençle tanışır. Zamanla ona âşık olur. Evlenme kararları alırlar. Jaggu bu haberi babasına söyler fakat babası bunu istemez çünkü sarfaraz Müslüman jaggu Hindu’dur. Babası bu durumu din adamı Tapasvi’ye danışır Tapasvi de olumsuz yaklaşır kısa süre içinde kızı terk edeceğini öngörür. Jaggu ve sarfaraz evlenme kararı alırlar, jaggu hazırlanmış kilisede sarfarazı bekler o sırada bir çocuk gelir jagguya bir mektup verir. Mektupta evlilikten vazgeçtiği yazar. Yanlış anlaşılma olmuştur. Aslında klişede evlenmekte olan başka bir çiftin mektubudur bu. Jaggu mektubu okur ve Delhi’ye geri ailesinin yanına geri döner. Burada bir televizyon kanalına işe girer. Bir gün trende giderken PK’yı ‘’tanrı aranıyor ‘’ broşürlerini dağıtırken görür ve dikkatini çeker. Ve onu haber yapmak ister onu bir süre takip eder ve güvenini sağlar. PK bütün yaşam hikayesini onunla paylaşır. Jaggu inanmaz deli olduğunu düşünür. PK yalan söyleme, din, konuşma iletişim kurma hakkında hiçbir şey bilmez. İnsanların ellerini tutarak düşüncelerini okur. PK ya kamyonet çarpar sürücü tam bırakıp gidecekken vicdan yapıp geri döner onu hastaneye götürür, PK dillerini bilmediği için konuşamaz kamyonet sürücüsü Bhairon Singh de onun hafızasını kaybettiği sanır. PK insanlardan bilgi almak için önüne gelen kişinin elini tutmaya çalışır insanlar bunu sapıklık olarak algılar.  Bhairon Singh bunun böyle olmayacağını anlar kahramanı genel eve götürür. Pk orada kadının elini tutar Bhojpuri dilini kadının beyninden kendi beynine aktarır. Artık insanlarla iletişim kurabilmektedir. Kumandasının çalındığını Bhairon a anlatılır. Oda Delhi’de bulabileceğini söyler .PK hazırlanır Delhi’ye kumandayı aramaya gider. Tuhaf davranışlarından dolayı insanlar ona peekay (sarhoş) der. Şehirde arayış içerisindeyken “Sana ancak Tanrı yardım edebilir” ya da “Senin işin Tanrı’ya kalmış” cümlelerini sık sık duyar. Kendince düşünür ve tanrıyı bulup ondan kumandasını bulmasını istemeyi planlar.PK tapasvi ve diğer din adamlarının tanrı ile iletişim kurmadıklarının ve ‘’ yanlış numara ‘’ çevirdiklerini halkı kandırdıklarını anlar. Jagguda bu yalancıları ifşa etmek için videolarını haber kanallarına yollar. bu yanlış numara kampanyası tüm ülkede ses getirir tüm halk destekler. Pkya çarpan Badno şefi Bhairon hırsızı bulur ve kumandayı din adamı tapasviye sattığını söyler. Bharion Delhi’ye PK nın yanına hırsızı getirir fakat tren garında bombalı saldırı sonucu ölürler. Din adamı pk ile yüzleşmeye karar verir. Din adamı doğru numaranın ne olduğunu sorar.PK tanrının insanların inanması gereken tek kavram olduğunu ve diğer tanrıların insan tarafından uydurulduğunu söyler. Müslümanların yalancı olduğunu ispatlamak için Sarfaraz’ın ihanetini nasıl tahmin ettiğinden bahseder. Uzaylı buna karşı çıkar, Jaggu’ya yazılan mektubun Sarfaraz tarafından yazılmadığını iddia eder. Sarfaraz’ın çalıştığı Pakistan Büyükelçiliği ile temas kurulur Büyükelçilik, Sarfaraz’ın hâlâ onu sevdiğini ve bir gün ararsa kendisinin bilgilendirilmesini istediğini söyler ve hattı Lahor’da yaşayan Sarfaraz’a aktarır. Jaggu, Sarfaraz ile yeniden bağlantıya geçmiş olur. Tapasavi uzaylının uzaktan kumandasını geri vermek zorunda kalırken aynı zamanda kehanetleriyle Jaggu ve Sarfaraz’ı kırmayı planladığını Hindistan’ın tümüne açık etmiş olur. Pk aslında Jaggu’ya aşıktır dünyadan ayrılırken iki bavul dolusu kaset çalarla kaydettiği ses kayıtlarını da yanında götürür. Jaggu onun hakkında bir kitap yazar. Pk bir yıl sonra tekrar araştırma yapmak için birkaç arkadaşıyla tekrar dünyaya gelir.

     

                                                         Filmin eleştirisi

    Yönetmenliğini Rajkumar Hiraninin yaptığı film 2014 yılında vizyona girmiştir.14 Milyon $ bütçeyle çekilmiş olup 115 milyon $ hasılat yapmıştır. İMDB de 8.2 puan alarak başarısını sinema tarihine yazdırmayı başarmıştır.

    Yayınlandığı yıl Hindistan’da en çok izlenen film olmuş ve Hindistan sinemasının ismini dünyaya duyurmayı başarmıştır. Film ilk dikkatleri posterden üzerine çekmiştir. Aamir khan çıplak bir şekilde gözükmektedir. Film izlendikten sonra filmle ilgili bütün önyargılar yıkılmıştır. Hindistan, çok sayıda dine ve farklı kültürel yapıya sahip bir ülkedir, inanç, din, ritüellerle ilgili hassas bir konu oluşturan birçok anlayışı desteklemektedir. Bollywood sinemasında düğünler, ritüeller, evlilik, eğitim, din önemli bir rol oynar. Bu filmin merkezinde din ve inanç olgusu vardır. Bu sebeple Hindistan’da en çok tartışılan filmlerin başında gelmektedir.

     

    Sosyal medyada da büyük ses getirmiştir Film ay ve galaksi görüntülerinin arka ses eşliğinde küçük bir jenerikle başlar. Daha filmin başında yönetmen dünyanın bu evrende ne kadar küçük bir yerde olduğunu ve etrafta sayamayacağımız kadar yıldız ve galaksilerin var olduğunu, bizden başka canlılarında bu, hayli büyük kainatta olabileceğini bilinç altımıza usul usul işlemektedir. Hikâye. Jaggunun anlatımıyla devam eder Karakterin sisler içinde çıplak ve tertemiz bir şekilde dünyaya geldiği sahnede anlatılmak istenen insanın dünyaya boş bir şekilde geldiği hiçbir bilgi birikimi olmadan doğduğu toplumun kültürünü ve yaşam tarzını büründüğünü vurgulanmaktadır. Uzaylı karakter tıpkı bebek gibidir konuşmayı bilmez şaşkın şakın gözlerini açıp dünyaya bakar. Dünyanın anlamını çözmeye çalışır.

    Filmin devamında karakter dünyayı artık keşfetmeye başlar iyiyi kötüyü güzeli çirkini gelenekleri görenekleri hafızasına yerleştirir. Her şeyi sorgular her kavrama meydan okur doğru olduğunu düşündüğü şeylerin peşinden gider. Karakter adeta izleyenlere ayna tutup kendilerini görmelerini sağlar. Karakterin bu topluma ayak uydurabilmesi için ilk önce dil öğrenmesi gereklidir. Birisiyle yakın temas kurarak basit bir şekilde elini tutmasıyla karışışındaki kişinin tüm dil dünyasını öğrenebilir ve konuşmaya başlayabilir. Fakat o toplumda el ele tutuşmak hoş karşılanmaz. Bu dünyada neyin ne olduğunu doğru ya da yanlışın ne anlama geldiğini PK gibi zamanla öğreniyoruz. Her şeyi büyüdükçe öğreniyoruz. İnsanlardan duyduklarımızdan öğreniyoruz gördüklerimizden öğreniyoruz. Ama öğrendiklerimiz doğrumu? Bunu nasıl biliyoruz? ve PK gibi sorular sormaya başlıyoruz .PK hayat kadının elini tutar ve tüm bildiği dilleri beynine aktarır. Artık insanlara rahatlıkla derdini anlatma sevinci içerisine girer. Dilin ne kadar önemli olduğunu burada yansıtılmıştır. Filminde bulunan kültürün bileşenleri dil, inançlar ve din ve normlar. Dil, bir kültürdeki destekleyici şeylerdir. Dil kültürdür ve kültür dildir Bunlar, kültürün bileşenleri olarak önemlidir.

    Jaggu ile PK arasında şu diyaloglar geçer.-34.Dakika/47.saniyePK: Deli olduğumu ve saçmaladığımı düşünüyorsun değil mi?Jaggu: tatbikîde. Yoksa senin gezegeninde de mi Hintçe konuşuluyor?PK: bizim gezegenimizde dil yoktur herkes zihin yoluyla konuşur karışıklığa mahal verilmez. Burada bir şey söylüyorsun ama farklı bir anlama geliyor bir cümleden 4 farklı anlam çıkıyor.-2saat/26.dakika/17.saniyePK: Dünyadaki en karmaşık şey konuşma dilidir. Eğer ‘’tavuk severim ‘’ ‘’ balık severim ‘’gibi bir şey duyarsanız sakın ha hayvanlara âşık olduklarını sanmayın. Yemekte tavuk veya balık yemekten hoşlandıkları anlamına geliyor.Bu diyaloglarda dildeki çatışmaları vurgulamaktadır.

     

    Hikâyede kültürün simgelerine ve anlamlarına ilişkin mesajlarda vardır. Dinsel öğelere sık sık başvurulması filmi daha etkin kılmak için yapılmıştır. Toplumun kendi içindeki karmaşasını çözebilmek için dini öğelerin yanı sıra kültürel öğelerle de durum zenginleştirilmiştir. Bir kültürün en önemli özelliğinden biri “kıyafettir. Kıyafet üzerinden de göndermeler vardır. Mesela bazıları kısa giyer bazısı uzun; kimi bol giyer kimi dar, bir kesimde beyaz elbisenin anlamı “dul” olmak iken bir başka kesimde “yeni gelin” anlamına gelmektedir.

    1.saat/1.dakika/43.saniye (otobüste bir bayan görür)

    PK: bu bayanın neden üzüldüğünü öğrenmek için elini tutayım dedim.

    Yolcu: bu dul bayanı rahatsız etmeye utanmıyor musun şerefsiz.

    PK: Bu kızın bir dul olduğunu nereden biliyorsun?

    Yolcu: Beyaz bir sâri giydiğini görmüyormuşsun?

     

    Başka bir sahnede de tam tersi anlama gelmektedir.

    1.saat/2.dakika/10.saniye (evlenmekte olan gelinlik giymiş bir kadın)

    -PK: kocanız öldüğü için çok üzgünüm bayan

    -gelin: ne? ne zaman öldü?

    -PK: ben nereden bileyim beyaz elbise giyen sensin

    -gelin: evlenen bütün kadınlar beyaz giyer.

    -PK: hayır kocası ölenler giyer.

    -gelin: kocası ölenler siyah giyer. Aptal defol buradan.

    1.saat/2.sakika/40.saniye (3tane siyah çarşaflı kadın görür)

    -PK: sizin üçünüzde koçasımı öldü?

    Arkadan kocaları gelir: ben yaşıyorum aptal.

     

     

    PK, kıyafet kavramına kafa yoruyor. Kıyafetleri insanlar yaptıysa neden aynı insanlar ayrımı yapıyor. Neden her giydiği farklı kıyafetlerde insanlar tarafından farklı muameleler görüyor. Sivil bir şekilde gezdiği zaman yemek almak için sürekli para verir fakat polis kıyafetiyle gezdiğinde herkes PK ye iyi muamele yapar herkes ona parasız yemek verir. Toplumda kıyafetlerin verdiği bir saygınlık vardır .PK bunu filmin ilerleyen zamanlarında anlar.

     

    Din konusuna gelirsek bu Film yayınlandığı yıl ülkede büyük tartışmalara yol açmıştır. Dine hakaret ile de birçok suçlamayla karşı karşıya kalmıştır. Hindistan’da filmi yasaklamak için birçok cemaatler ve tarikatlar tarafından protestolar edilmiştir.pk film boyunca yanlış numara der nedir bu yanlış numara? Din adamlarının yanlış numara çevirdiklerini söyler ve doğru yolu arayan insanların yanlış yerlere yönlendirdiklerini ve yanlış öneriler ve çözümler verdiklerini söyler. Fakat bu yanlış numaralara kimse sesini çıkartmaz. Sürü psikolojisiyle devam etmektedirler ta ki karşılarına onları bilinçlendirecek birisi çıkana kadar. Günümüzde de böyledir bu durum çoğu zaman karşımıza birçok yanlış şey çıkmaktadır. Kaç insan buna sesini yükseltiyoruz biz sadece izleyici oluyoruz.

    Hayatımız boyunca insanlara doğru olan şeyleri teşvik etmemiz gereklidir. Halkı bilinçlendirmek için yapılmış olan bu film sadece tanrıya inanılmasını, güvenilmesini ve doğru olan şeylerin yapılmasını istiyor. Fakat insanlar tanrıya yakın olduğunu söyleyen din adamlarının yalanlarını takip ediyorlar. İnsanların sorgulamadıklarını mantıklı düşünmediklerini ve sorular sormadıklarını açık bir şekilde yansıtmaktadır. Bu durum maalesef günümüzde de böyledir. Sahtekâr din adamlarına güvenerek, onlardan sağlık, mutluluk, şifa istenmektedir.

    Din adamı tapasviden birisi karısının iyi olması için ondan yardım ister din adamı tanrıya irtibata girdiğini ve ona yakın bir yere giderse şifa bulacağını söyler. PK karakteri sesini yükseltir ve bunun yanlış olduğunu söyler karısıyla birlikte vakit geçirmesi buna onun iyi geleceğini söyler. Asıl mutluluk sevdiklerimizde ailemizle adaşlarımızla birlikte zaman geçirmek onlarla birlikte olmaktır. Her din adamı kendi dininin daha üstün olduğunu savunur PK nın kafası karışır Hindistan ceviziyle kiliseye gider dışarı atılır. Şarapla camiye gider dışarı atılır. Tanrıyı gören var mı? tanrı Hristiyan mı, Müslüman mı, Yahudi mı, yoksa Hindu’mu? bu kavramları uyduran insanlardır. Farklı topluluklar kendi çıkarları için bu kavramları ortaya sürmüşlerdir. Tanrı kendi çocuklarının başına bir şey gelmesini istemez. Kim hangi dine inanıyorsa inansın fakat ayrımcılık yapılmamalıdır. İnsanlık takip edilmesi gereken en büyük dindir. Herkes herkese saygı sevgi gösterdikten sonra dünyada her zaman barış var olacaktır. Din kavramının insanların nasıl zayıf noktası olduğunu, din adamlarının insanları korkutarak Üzerlerinde nasıl baskı kurduklarını, nasıl kendilerine bağımlı hale getirdiklerini ve uyanık geçinmeye çalışan bazı insanların dini maddi ve manevi nasıl sömürdüklerini oldukça güzel yansıtmış film.

    Herhangi bir ateizm propagandası yapılmamış filmde ama ”Müslümanlar ikiyüzlüdür, erkeklerinin birden fazla esleri vardır ve şiddete meyillidirler” gibi göndermeler yapmaktan da çekinmemişler. PK üzerinde gahandinin fotoğrafı olan kâğıt parçasıyla alışveriş yapıldığını görür ve eline geçen bütün ghandi fotoğraflarını biriktirir ve bir şeyler almak ister fakat satıcı sadece para olanları kabul eder. Paranın dünya üzerindeki değeri bu sahnede işletilmiştir. Kişi elinden gelenin en iyisini yapmalıdır. Para bugün var yarın yok. PK söyle bir sözler: ’tanrıya ulaşmak için neden her gün inek sütü ile banyo yapayım ki, bunu gerçekten tanrı söylüyor olsa şöyle derdi: “Delhi’nin ara sokaklarında her gün binlerce aç yatan çocuk var, verin o sütü onlara içsinler, sütü ben ne yapayım ki…”

     

    Yönetmenin söylemek istediği dinin, dini ideolojilerin hepsinin boş olduğu önemli olan kültürel yapısına kimliğine saygı duyması gerektiğini vurguluyor. Filmi bir bütün olarak ele aldığımızda yönetmenin deist bir tavrı olduğu da hemen hemen anlaşılmaktadır. Hâlbuki 3 dinin merkezinde de ahlak ve etik kuralları vardır.3 dinde de var olan bu kuralları insanların çiğnediğini anlatmaktadır yönetmen. Günümüzde ise dinsel kurallar ahlak kurallarının çok ötesinde yer almaktadır. Özelliklede Hindistan gibi toplumların daha inançlı ve karmaşık olduğu topluluklarda hoşgörüsüzlüğün insanlık üzerindeki olumsuz etkilerini göstermektedir. PK, insanların yanlış bildiği gerçeklerin, din adı altında insanları sömüren, onlardan maddi kazanç sağlayan sahte din adamlarının eleştirisidir. Filmin sonunda da herhangi bir din yüceltilmemiş ya da farklı dinlerin barış içinde yaşadığı Hindistan’ın bu güzel mozaiği bozulmamıştır, sadece var olan sistemin eleştirisi yapılmıştır.

     

    02.saat/07.dakika/55.sn

    PK: Hangi Tanrı’ya inanacağız? Sürekli sadece bir Tanrı var diyorsun. Bense hayır diyorum. İki Tanrı var: Biri bizleri yaratan, biri de sizlerin yarattığı. Bizi yaratan hakkında bir şey bilmiyorum, ama sizin yarattığınız tıpkı sizin gibi: Küçük, yalancı, hastalıklı, boş vaatler veren, zenginlere öncelik veren, fakirleri sırada bekleten, övgü aldığında mutlu olan, küçük şeylerle insanları korkutan. Bizi yaratan Tanrı’ya inanın, O’na güvenin. Kendi yarattığınız sahte Tanrıları ise yok edin.
    TAPASVI: Bizim de bu duruma öylece sessiz kalacağımızı mı sanıyorsun? Biz Tanrımızı koruyacağız evlat.
    PK: Siz mi koruyacaksınız? Siz mi? Bu gezegen o kadar küçük ki dışarıda daha büyük milyonlarca gezegen var. Sizse bu gezegende, bu küçük şehirde, bu küçük odada oturup bütün evreni yaratan Tanrı’yı korumak mı istiyorsunuz? O’nun korumanıza ihtiyacı yok. O kendini koruyabilir. Bugün bana yardım etmek isteyen bir arkadaşım öldü. Geriye sadece bu ayakkabısı kaldı. Tanrı’yı korumayı kesin artık. Yoksa dünyada, geriye ayakkabıdan başka hiçbir şey kalmayacak

    Bazı şeyleri anlatmak için farklı yollar kullanmanız gerekir ama ne denerseniz deneyin, karşı tarafın anladığı kadar anlatmış olursunuz. Film dinleri inkâr etmiyor aksine insanları eleştiriyor. İnsanların kendi uydurdukları inançlara sebepsizde inandıkları ve amaçlar uğruna birbirlerini kırdıklarını kötü davrandıklarını hor gördüklerini anlatıyor. Dünyaya daha geniş bir açıdan bakmamız gerektiğini asıl önemli olan şeyin inanmak olduğunu belirtiyor. Dünyanın en evrensel şeyi aşk konusuna değiniyor. Birbirini seven iki genci inanç farklılıklarının onları birbirinden ayıramayacağını evlenmelerine engel olmadıklarını gösteriyor. Allah insanları yaratırken kimseye ayrım yapmadı herkesi eşit bir şekilde yaratmıştır. Bu yapay duvarları insanlar kendileri inşa etmişlerdir. Yönetmen genel olarak Hinduizm’e mesajlar göndermiştir. Hindistan’da tanrı kelimesini birçok topluluk yanlış bir şekilde kullanmaktadır. Tanrı yerine tapınılan varlık denilseydi doğruluk değeri olabilirdi. Tapınılan binlerce obje, nesne bulunmaktadır.  Hinduizm’de en üstün gücü sembolize eden, her şeye gücü yeten ve her zaman var olan yüce tanrı, Brahma’dır. Brahma’nın üç fiziksel ifadesi vardır. Bu ifadelere göre; brahma- yaratıcı, vishnu-koruyucu ve shiva- yok edici ve yeniden yaratıcıdır. Günümüzde kadar insanlar boş inançlarla yaşamlarını sürdürdüler. Yönetmen Rajkumar Hirani artık bu saçmalığa bir durun dercesine bu cesaret gerektiren filmi çekip Hindistan gibi bir ülkede yayınlamayı başarmıştır.

    Film soruları Hinduizm temelinde sorsa da Hristiyanlıktan Müslümanlığa bazen üstü açık bazen kapalı sorular ardı arkası kesilmeden geliyor. Daha doğrusu inananların kendilerini kontrol etmeleri açısından soru sormaya yöneltiyor. Açık açık “bir de böyle düşün” diyor. İnsanların din ve mezhep ayrılıklarından birbirlerine sırtlarını dönmesini en sağlamından eleştiren; eleştirirken de tüm ayrılıkçıların yaklaşımlarını çürüten film. Yarattığınız tanrı ve sizi yaratan tanrı diye iki farklı terim kullanarak içinde bulunduğumuz din kaosunu öyle bir açıklar ki; işte bütün hikâye bu dedirtir. ” ellerimi böyle mi yapmalıyım? yoksa ayaklarına mı kapanmalıyım? dikkatini çekmek için çan mı çalayım yoksa hoparlör ile mi konuşayım? gita’ya mı, Kur’an’a mı yoksa İncil’e mi uyayım? her bir yöneticin farklı şeyler söylüyor. Birisi pazartesi oruç tut diyor, diğeri salı. Birisi güneş doğmadan önce yemek ye diyor, diğeri güneş battıktan sonra. Birisi ineğe dua et diyor, diğeri onu kurban et. Birisi Tanrı’nın evine ayakkabı ile giremezsin diyor, diğeri ise girebilirsin. Birisi diyor sağ, diğeri diyor sol. Şaştım kaldım aralarında.” saf inanların gerçek ‘’Saf’’ olmadıklarını bilinçsiz olduklarını önyargıları nedeniyle yaşamlarını nasıl sınırladıklarını ve sonucunda umut veren bir şeyin kalmadığını ortaya koyar. Saç sakal ve kullandıkları objelere göre insanlar sınıflandırılmamalıdır. Aksı taktirde bu durumun komik ve aptal bir duruma düşüldüğü söylenmektedir.

     

    S 01 / D: 4 / S: 11

    “Her dinde bir ritüel yapmaya başladım, buldum. İlk önce Ganj nehrinde bir banyo yapacağım.

    “Müslümanların cenaze törenini yapmalı ve kilisede kutsal suyla yıkanmalıyım”.

    “Daha sonra binlerce insanın ortasındaki ölülerle dans ediyorum ve Buddha heykelini sütle yıkıyoruz”.

    “Ayrıca bir bıçakla kendini yaralama ve tapınakta yuvarlanan törenleri yaptım. Bu sahnede her dinin merkez ibadet biçimleri anlatılmıştır.

    Hindistanlılar Ganj nehrinde günahlarından temizlenip yükseleceklerine inanırlar. Ölmüş insanların küllerini ve kemiklerini ganj nehrine döküp cennete gittiklerini inanırlar.

    Müslümanlarda ise toprağa gömülürler topraktan geldik toprağa gideriz inanışı mevcuttur.

    Daha sonra kiliseye gider. Süryani, Roma Katolik, eski Katolik, Ortodoks oryantal ve birkaç

    Diğer Kiliseler, bu kutsal su tarafından arındırılmış olduğuna inanılmaktadır.

    Buda’nın banyo sütüyle yıkanması, birçok insan için alışkanlık haline gelmiştir.

    Çeşitli ülkelerde bu dünyanın en büyük ritüeli olarak kutlanmaktadır. PK uzaktan kumandayı bulmak için bütün bu ritüelleri yaptı. Din, insanın manevi hayatını düzenleyen bir kurumdur.

    PK daha sonra kendini zincirlerle sırtına vuracak keser. Bu inanışta bazı Pakistanlı ve Hindistanlı Müslüman tarikatların günahlarından arınmak için yaptığı bir ritüeldir. İnanışa göre tövbe edilir ve günahlar temizlenirdi. PK bulduğu her ritüeli denedi. Yönetmen din adına yapılan ritüellere, davranış ve düşünce şekillerine veya ibadetlere, dışarıdan bir gözle bakmanın yolunu gösteriyor bir bakıma bu film. Doğru soruları soruyor ve cevabı da veriyor.

     

    Peekay filmi konusu itibariyle 2012 yılında yönetmenliğini Umesh Shukla in yaptığı “Oh My God” filmine çok benzemektedir o filmin merkezinde de din kavramı vardır .Tüm dinlere eşit aralıkta yaklaşssada asıl hedef aldığı din toplumun büyük kesiminin inandığı Hinduizm’dir. “Oh My God” filmi çok zor bir konuyu, yüzlerce yıldır birikerek, kirlenerek, yozlaşarak bugünkü haline evrilen kemikleşmiş bir olgunun karşısında yer almayı misyon ediniyor. Ne yazık ki film başından sonuna bu ağır misyonun altında kayboluyor. Parlak sorular ortaya çıkartamıyor, izleyeni düşüncelere sevk edemiyor ve sorgulatamıyor. Bu alanda Oh My God , bir noktaya gelip izleyicisine ne kadar aptal olduğunu söylerken öfkeyle saygısız davranıyordu. Bu cesaret onun gücüdür. Güçlü diyalogu ve keskin mantığıyla büyük kaynakların israfı konusundaki öfkeli eleştirisi yapıyordu., büyük gelenekler ve boş gelenekler bahanesi altında adanmışlıkta ayrımcılık ve saçma harcamalarla açıkça dile getirmişti. İnsanların üzerinde durduğu, inandıkları ve inandırıcı bir şekilde makul olduğunu gösteren bazı dini inançların yanlışlıklarını vurguluyordu. Fakat PK filmi ‘’omg’’ filminin yanında daha fazla etki ve tepki yapmayı başarmıştır. Anlatmak istediklerini daha saydam bir şekilde anlatmıştır. İzleyicileri daha çok sorgulamayı başarmıştır. PK karakterini aamir khan’dan başkası bu kadar güzel canlandıramazdı Rajkumar Hirani’den bakasıda bu filmi bu kadar kusursuz bir biçimde yansıtamazdı. Filmin ilerleyiş şekli güldürüyle başlıyor diğer katmanlarda dram ve duygusala doğru ilerliyor. Her Hint filmindeki gibi bu filmde de müzikler kullanılmış Hint kültürünün renkli yaşam şekilleri yansıtılmıştır.pk karakteri Bollywood endüstrisindeki en zor karakter olarak görülmektedir ve bunu Amir khan hakkıyla yerine getirmektedir .. Hepimizin düşünmeye korktuğu yada korkutulduğu bu dünyada korkusuzca insanların sorgulaması gerektiğini çok güzel yansıtmış. Çoğumuz inandığımız dini dogmatik bir şekilde kabulleniyoruz. Ne yazık ki çoğu kişi kendi dinini kulaktan dolma bilgilerle yaşıyor. Özellikle bunu Türkiye’de de çokça gözlemlemekteyiz. Hatta film dinlere vurgu yapması dışında diğer inançlarımızı da çok güzel sorgulatıyor PK karakterinin ‘sallanan arabalardan bulduğu kıyafetleri giyerek veya PK karakterinin haber kanalında yerde bulduğu prezervatif kutusunu insanlara bu sizin mi diye sormasıyla insanların tedirgin ve ürkek bir şekilde hayır benim değil benim olamaz nasıl sorarsın bunu bana gibi cevaplar vermesi  Hindistan kültüründeki cinsel ihtiyacın gizliliğine ve kapalılığını imgelemiştir.

     

    PK tanrıdan yardım istemek amaçlı bağış kutusuna para atar başka bir gün gelir bağış kutusunun kilidini açar ve attığı parayı geri alır fakat fazla almıştır fazlalığı tekrar kutuya geri atar. Uzaylının ne kadar temiz kalpli doğru ve dürüst olduğu hak yemediğini dünya insanlarına bir gönderme olarak anlatılmıştır. Hindistan hükümetindeki yolsuzluk ve rüşvetlere jaggunun pkle konuşmak için nezarethaneye girebilmek için memurlara para vermesiyle de yansıtılmıştır.

     

    Hollywood’a uzaktan bakıldığı zaman bu Hint  filmlerinin saçma, ucuz, abartılı ve uçuk olduğunu düşünülür. Gerçekten dikkate alıp izlemeye başlayınca Hindu kültürünü, İngiliz emperyalizminin dillerinde yarattığı karmaşayı (tıpkı Arapçanın bize yaptığı gibi) bu filmlerin anlatım dilini, harcadıkları profesyonel emeği anlamaya başlarız. Bu film; 2,5 saatte seyirciyi usandırmadan, bunaltmadan, şımarıklık etmeden, çok önemli, gerekli ve derin konuları, çok naif bir dille, anlamak isteyen herkese çok basitçe nasıl anlatılabileceğinin gerçek bir kanıtıdır. Karmaşık sayılabilecek bir olay örgüsü olmasına rağmen senaryo bağlantıları sayesinde en ufak bir aksama olmadan, boşluk bırakmadan sonuca ulaşıyor. tarz olarak Hollywood filmlerinin kendine özgü bir oyunculuk anlayışı ve anlatım dili olduğunu önden kabul etmek gerekir.
    türe aşina olmayan kişiler elbette oyunculuğu abartılı, konuşulan dili bolca İngilizce gramer ve kelime barındırdığı için “çakma” bulabilirler. Hele de uzun hareketli, hayal gücünün sınırlarını zorlayan dans sahneleri yorucu gelebilir. Bu filmin konusu, anlatım dili ve kurgusu gerçek anlamda aydınlanmaya hizmet ediyor. Ve çok eğlenceli bir şekilde amacına ulaşıyor. O sebepten “iyi film/kötü film” dar penceresinden bakmanın haksızlık olduğu söylenebilir. İnanç insanı ayakta tutan bütün umutları içinde barındırır evet, ama insanların bu umutları kullanarak kendi çıkar dünyalarını kurmaları yanlış numaradır. Doğru numara insanın içinde olandır.

     

    Günümüz koşullarını çok iyi analiz ederek, farklı dinlere inanan kimselerin, açıkça olmasa da aslında tanrıyı farklılaştırdığını ifade ediyor bu film. tanrının aslında tek olduğunu söylüyor. aamir de bu sese kulak verenlerden. Anlattıklarının ötesinde onu anlatış şekli, hassasiyeti takdir edilmeye değer. Doğru soruyu herkes sorabilir ama herkesin dinlemeye tahammül edeceği kadar zarif sormak o soruyu, işte bu kuşkusuz bir beceridir. Dinsel olguların bu kadar keskin işlendiği film insanın kendisini sorgulaması gerektiğinin kanıtıdır. Hiçbir dinin üstünlüğünü ya da daha az inanılması gerektiğini ispatlama çabası içeride değildir. Din olgusu üzerinden insanın kendisini yargılaması gerektiğini savunur. Hayatımızın her alanında önümüze çıkmakta olan on yargılarımızın bizi zavallı bir duruma düşürdüğünü göstermektedir.

     

    PK toplumdur, toplumun kendisidir. Toplumdaki tüm karmaşıklıkları tüm insan tiplerini içinde barındırır. En anlamlı olmanın en anlamsız hali olmasıdır. Jaggu arayıştır. Karakterinde mutluluğu ve doğruyu barındırır. Sarfaraz ise doğruluğun kendisidir.

    Leave your vote

    0 points
    Upvote Downvote

    Comments

    0 comments

    CEVAP VER

    Lütfen yorumunuzu giriniz!
    Lütfen isminizi buraya giriniz